HZ.MEHDİ (A.S) VE YENİ DİN

HZ.MEHDİ (A.S) VE YENİ DİN


Hz. Mehdi’nin (a.s) insanlara yeni din getireceği ve İslam hükümlerini kendi eliyle nashedeceği, konusu da bir takım rivayetlerde yer almıştır. Konunun açığa çıkması için bir kaç hadisi inceleyelim.[480]

Abdullah b. Ata şöyle diyor: "İmam Sadık’a (a.s) Hz. Mehdi’nin siret ve yöntemi nasıl olacaktır?" diye sordum, İmam şöyle buyurdu: "Hz. Resulullah’ın yaptığı şeyleri Mehdi de yapacaktır. Hz. Resulullah cahiliyeti ortadan kaldırdığı gibi Mehdi de bidatları ortadan kaldıracak ve İslam’a yeniden başlayacaktır."

Ebu Hatice Hz. Sadık’ın (a.s) şöyle buyurduğunu naklediyor: "Kâim zuhur edince yeni bir işle gelecektir. Nitekim Resulullah da başlangıçta insanları yeni bir işe davet ediyordu."[481]

Hz. Sadık şöyle buyuruyor: "Kâim zuhur edince yeni bir iş, kitap, yöntem ve hükümle zuhur edecektir ki bu, Araplara oldukça ağır gelecektir. Bir çok insan öldürecektir, kâfir ve zalimlerden bir tek insan bırakmayacaktır. O, görevini yaparken hiç kimsenin kınamasından çekinmez."[482]

 

HZ. MEHDİ’NİN (A.S) YOLU


Birçok hadisler Hz. Mehdi’nin yolunun da ceddi Hz. Resulullah’ın sireti ile aynı olduğunu ve Hz. Resulullah’a (s.a.a) nazil olmuş olan Kur’an’ı savunduğunu beyan etmektedir. Örneğin: Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Benim Ehl-i Beyt’imden birisi kıyam edecek ve benim sünnetimle amel edecektir."[483]

Ve yine şöyle buyurmuştur: "Kâim benim evlatlarımdandır; adı, benim adım ve künyesi de benim künyemdendir, insanları benim dinime, bana itaate ve Kur’an’a davet edecektir."[484]

Ve buyurmuştur: "Onikinci (göbekten) oğlum, insanlara görünmeyek bir şekilde gaybete çekilecektir. Bir zaman gelecek ki İslam’ın sadece ismi ve Kur’an’ın da sadece bir kitap olarak fiziği kalacaktır. O zaman Allah ona kıyam izni verecek ve onunla İslam’ı güçlendirerek yenileyecektir."[485]

Keza şöyle buyurmuştur: "Mehdi benim itretimden -soyumdan- olan birisidir ki benim sünnetim için savaşacaktır. Ben de Kur’an için savaştım."[486]

Bu hadislerde de görüldüğu gibi Hz. Mehdi’nin sireti ve programı İslam’ı yayma, Kur’an’ın azametini ihya etmek ve Hz. Resulullah’ın (s.a.a) sünnetini icra etmek için savaşmaktır.

O halde birinci grup hadislerde birtakım icmal var ise de bu hadisler vasıtasıyla ortadan kaldırılmaktadır. Velhasıl o hadisleri de şöyle tefsir etmek gerekir: "Gaybet zamanında dinde bir takım bidatlar ortaya çıkacaktır, İslam ve Kur’an hükümleri insanların şahsi eğilimleri üzere tefsir edilecektir.

Birçok hudud ve hükümler sanki hiç İslam’ın değilmişcesine unutulacaktır. Hz. Mehdi (a.s) zuhur edince bidatları kaldıracak ve ilahi hükümleri ilk şekliyle ortaya koyacak, İslami hükümleri müsamaha göstermeden uygulayacaktır. şüphesiz bu da insanlar için beklenmedik bir vakaa olarak algılanacaktır.

Hz. Sadık (a.s) şöyle buyuruyor: "Kâim kıyam edince Resulullah’ın (s.a.a) siretiyle amel edecek, Muhammed’in (s.a.a) yol ve sünnetini tefsir ve beyan edecektir."[487]

Fuzeyl b. Yesar şöyle der: Hz. Bakır’ın (a.s) şöyle buyurduğunu duydum: "Kâim’imiz kıyam edince insanlar açısından bir takım zorluklarla karşılaşacaktır ki,

Peygamber cahiliye döneminde o kadar zorlukla karşılaşmamıştı." Ben, "Nasıl olur?" diye sordum İmam şöyle buyurdu: "Peygamber kıyam edince insanlar taş ve çubuklara tapıyordu.

Ama Kâim’imiz, insanlar Allah’ın hükümlerini tam tersine tefsir ettikleri, Kur’an vasıtasıyla aleyhide deliller getirdikleri bir dönem de zuhur edecektir." Sonra da şöyle buyurdu: "Allah’a andolsun ki soğuk ve sıcağın evlerine girdiği gibi Mehdi’nin (a.s) adaleti de evlerine girecektir."[488]

 

HZ. MEHDİ’NİN AÇlKLAMALARl YENİDİR


İslam’ın erkan ve usüllerini terkeden ve sadece İslam’ın kabuğuyla iktifa eden bir halk İslam’dan namaz oruç ve necis şeylerden sakınmak dışında bir şey bilemez. Bazıları da dini camilere hapsetmiştir, hareket ve amellerinde İslam’ın hiç bir etkisi görülemez, onların sokak çarşı ve pazarlarında İslam’dan hiç bir iz yoktur.

Ahlaki ve sosyal hükümleri İslam’dan saymazlar; kötü sıfatlara hiç ehemmiyet vermez, helal ve haramları ahlakî kurallardan ibaret bir şey saydıklarından asla önemsemezler,

Allah’ın haramlarını çeşitli hileler ve zahiri tevillerle caiz bilirler, farzları eda etmekten çekinir ve dini hükümleri istedikleri şekilde tevil ederler, Kur’an’dan geriye kalan kıraat, güzel sesle okuma ve kuru bir saygıdır. Hz. Mehdi (a.s) zuhur edip "siz dinin hakikatinden uzaksınız, Kur’an ayetlerini ve hadisleri gerçek dışı tevil ediyorsunuz.

Niçin İslam’ın nurani hakikatini terketmiş ve bazı zahiri hükümleriyle iktifa ediyorsunuz? Siz, amellerinizin dine uyup uymadığına dikkat etmiyorsunuz.

Kur’anı, güzel sesle okuma hususunda gösterdiğiniz bu dikkati Kur’an ile amel etme hususunda da gösteriniz. Ceddim İmam Hüseyin (a.s) sadece ağlamak için kıyam etmedi, niçin onun hedefini unutup çiğnediniz?

Ahlaki ve sosyal hükümler de İslam’ın erkanındandır. Bunlara önem verin! Ahlaki haramlardan sakının. Mali haklarınızı ödeyin. Yersiz bahanelerle kibirlenmeyin. Bilin ki ağıt yakmak ve mersiye okumak, hums, zekat ve borçların yerini tutmaz faiz, rüşvet hilekarlık ve tezvir gibi günahlarınızı temizlemez.

İmam Hüseyin (a.s) maten ateşinin dumanı; yetim, dul ve mazlumlarının feryadının cevabı değildir. Yanlış tevillerle faiz, sahtekarlık ve dolandırıcılığı caiz kabul ediyorsunuz.

Çeşitli bahanelerle farzları eda etmekten kaçınıyorsunuz. Takva ve mukaddes şeyleri ev ve camilere hapsetmeyin, toplumunuza da taşıyın, iyiliği emredin ve kötülükten sakındırın!

Falan, filan bidatları İslam’dan atın." diye söyleyecek olunca bu din çoğu müslümana yeni gelecek ve ondan ürkecek, hatta İslam olarak kabul etmeyeceklerdir. Çünkü onlar İslam’ı başka bir şekilde anlamışlardır, onlar zannediyorlar ki İslam’ın görkemi camileri süslemek, minareleri yükseltmek ve benzeri şeylerdedir.

Eğer İmam İslam’ın azametinin salih amel, doğruluk, dürüstlük, emanete sadakat, ahde vefa ve haramdan sakınmakta olduğunu söyleyecek olursa bu kendilerine yeni gelecektir.

Zira onlar Mehdi zuhur edince onların amellerini tasdik edeceğini ve onlarla birlikte camide ibadetle meşgul olacağını sanırlar ama İmam’ın kılıcından kan damladığını, halkı cihada,

iyiliği emretmeye ve kötülükten sakındırmaya davet ettiğini, namaz kılan zalimleri öldürdüğünü, haram yolla elde edilen malları sahiplerine geri çevirdiğini ve zekat vermeyeni cezalandırdığını görünce yepyeni bir durumla karşı karşıya kalacaklardır.

Hz. Sadık (a.s) şöyle buyuruyor:

"Kâim’imimiz kıyam edince insanları İslam’a davet edecek, insanları terkettikleri şeye hidayet edecektir. İnsanları uzaklaştıkları şeye hidayet ettiği için de Mehdi olarak adlandırılmıştır. Hakkı ikame etmek için kıyam ettiğinden de Kâim olarak adlandırılmıştır."[489]

Velhasıl insanların beklediği Mehdi ile gerçek Mehdi arasında oldukça fark vardır. Bu yüzden ilkönce Mehdi’nin işleri hoşlarına gitmediği için etrafından dağılacak ama ondan başka bir kurtarıcıları olmadığından yine dönüp ona teslim olacaklardır.

Hz. Sadık (a.s) şöyle buyuruyor: "Adeta Kâim’i görür gibiyim ki uzun bir elbise giymiş, Peygamber’in altın mühürle mühürlenmiş sözleşmesini cebinden çıkarıyor.

Mührünü açarak onu insanlara okuyor, insanlar tıpkı koyunlar gibi etrafından dağılıyor. "Vezir" ve oniki "nakib" dışında hiç himse yanında kalmaz. Halk her yerde (kurtarıcı) aramaya koyulur.

Ondan başkasını bulamayınca yine ona doğru koşarlar. Allah’a andolsun ki ben Kâim’in onlara ne dediğini ve onların inkar ettiği şeyi biliyorum."[490]


HZ.MEHDİ VE HÜKÜMLERİN NESHİ


Bu noktada da Hz. Mehdi’nin (a.s) teşri edici (yasa çıkarma hakkına sahib biri) olmadığını ve İslam’ın hükümlerini neshetmediğini, bunun ise şu iki hadisle uygun olmadığını söyleyenler çıkabilir:

Hz. Sadık (a.s) şöyle buyuruyor: "İslam’da iki kan helaldır. Ama hiç kimse Allah’ın hükmünü onlarda cari etmez. Ta ki Allah Teala Ehl-i Beyt’in Kâim’ini gönderir ve Allah’ın hükmünü şahitsiz onlar hakkında cari kılar. Birisi zina eden evli erkektir ki recmeder ve diğeri ise zekat vermeyenlerdir ki boynunu vurur."[491]

Keza Hz. Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur. "Al-i Muhammed’in Kâim’i kıyam edince tıpkı Hz. Davud ve Hz. Süleyman (a.s) gibi insanlar arasında şahit olmaksızın hükmeder."[492]

Bu hadisler bazı İslami hükümlerin Hz. Mehdi (a.s) tarafından neshedileceğini ve yeni bir hükmün icra edileceğini söylemektedir. Siz bu inançlarla ona peygamber adını vermeseniz de, nübüvvetini iddia etmiş oluyorsunuz!"

Evvela bu rivayetler haber-i vahiddir. Yani yakin ifade etmemektedir. Ayrıca Allah’ın Peygamber’ine bir hükmü vahyederek," sen ve müslümanlar Kâim zuhur edinceye kadar bununla amel edin.

Ama onikinci vasin ve taraftarları ikinci hükümle amel etsin." demesinin ne sakıncası olabilir ki? Böylece Hz. Resulullah (s.a.a) da vasileri vasıtasıyla onikinci imama haber vermiş olabilir;

ne bir hüküm neshedilmiş ve ne Mehdi’ye yeni bir hüküm vahyedilmiş olur. Aksine, birinci hüküm baştan beri mukayyed ve şartlıdır, Peygamber de ikinci hükümden haberdardır.

Mesela ilk dönemlerde şer’i hakimin zahiri deliller, şahidler ve yemin vasıtasıyla dava sahipleri arasında hüküm vermesi salah görülmüştü. Nitekim İmamlar da bu şekilde hüküm veriyorlardı.

Ama Hz. Mehdi (a.s) zuhur edip İslam devletini kurunca ilmi esasınca insanlar arasında hükmetmekle görevlendirilmiştir. O halde bu hükümler de İslam’ın baştan beri hükümlerinin bir parçası idi. Ama icra zamanı Hz. Mehdi’nin (a.s) zuhur dönemidir.